Neden iyimserler daha uzun yaşıyor?

Paylaş
Neden iyimserler daha uzun yaşıyor?
İçten bir gülümseme için İlle de implant yaptırman gerekmiyor.

(Harvard ve Veterans Affairs'in 71.000 kişilik araştırmasından çıkan şaşırtıcı sonuç)

Sana şunu sorsam: "Sigara içmemek mi sağlıklı yaşatır, yoksa iyimser olmak mı?" — büyük ihtimalle "sigara" derdin. Makul bir cevap.

Ama bilim başka bir şey söylüyor.

2019'da PNAS'ta yayımlanan bir araştırma, 71.000'den fazla insanı onlarca yıl takip etti. Kadınlar için 10 yıl, erkekler için 30 yıl. Ve şunu buldu:

En iyimser çeyrek ile en karamsar çeyrek arasındaki yaşam süresi farkı: %11-15.

Rakama bak bir daha. Yüzde on bir ile on beş.

Sigara içmemek ortalama yaşam süresini yaklaşık %17 uzatıyor. Yani iyimser olmak, sigara içmemekle neredeyse aynı ağırlıkta bir değişken. (Bir de hem sigara içmediğini hem de iyimser olduğunu düşün:)

Ama daha ilginci şu: araştırmacılar bu sonucu sağlık durumuna, gelir seviyesine, depresyona, sosyal ilişkilere, alkol kullanımına ve diyete göre düzelttikten sonra da etki kaybolmadı. İyimserlik, tüm bu faktörlerden bağımsız olarak çalışıyordu.

"85 yaşına ulaşmak" meselesi

Araştırmacılar sadece ortalama yaşam süresine bakmadı. "İstisnai uzun ömür" dedikleri şeyi de ölçtüler: 85 yaşına ulaşmak.

En iyimser gruptaki kadınların 85'e ulaşma ihtimali, en karamsar gruba kıyasla 1,5 kat daha yüksekti. Erkeklerde bu oran 1,7 kata çıkıyordu. (85'tekihayatı ben ne yapayım dediğinizi duyar gibiyim.)

Peki bu nasıl çalışıyor?

Araştırmacıların öne sürdüğü birkaç mekanizma var:

Birincisi davranış. İyimserler hedef koyuyor ve o hedeflere ulaşacaklarına inanıyor. Bu yüzden daha çok spor yapıyor, daha az içiyor, daha düzenli uyuyor. Kötü alışkanlıklara direnç güçleri daha yüksek.

İkincisi stres yönetimi. İyimser insanlar zorluklarla karşılaştığında durumu daha hızlı yeniden çerçeveliyor — tehdit olarak değil, çözülecek bir problem olarak görüyor. Bu zihinsel esneklik, kronik stresin biyolojik hasarını azaltıyor.

Üçüncüsü biyoloji. Aynı araştırma grubu daha önceki çalışmalarında iyimserliğin kalp-damar, bağışıklık ve akciğer sağlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermişti. Optimizm sadece "iyi hissettiren" bir şey değil — vücudun işleyişini etkileyen bir değişken.

"Ama ben doğası gereği karamsar biriyim"

İşte araştırmanın en önemli detayı burada:

İyimserlik yaklaşık %25 oranında genetik. Geri kalan %75'i öğreniliyor, şekilleniyor, değişiyor.

Bu alanda yapılan 29 çalışmanın meta-analizine göre kısa süreli müdahaleler bile iyimserlik düzeyini anlamlı biçimde artırabiliyor. Yazma egzersizleri, meditasyon, bilişsel yeniden yapılandırma teknikleri bunların başında geliyor.

Asıl mesaj

Çoğu sağlık tartışması eksiklik üzerine kuruludur. Şunu yeme, şunu içme, şunu yapma.

Bu araştırma farklı bir şey söylüyor: ne yapman gerektiğini.

İyimserlik tekinsiz bir mutluluk değil — geleceğin kontrol edilebilir olduğuna dair işlevsel bir inanç. "İyi şeyler olacak" demek değil, "iyi sonuçlar için harekete geçmeye değer" demek.

Ve bilim şunu söylüyor: Bu inancı taşıyanlar, yalnızca daha mutlu değil — istatistiksel olarak daha uzun yaşıyor.

Özgür Doğan'dan sevgiler, sepetler.

Kaynak: Lee et al., "Optimism is associated with exceptional longevity in 2 epidemiologic cohorts of men and women," PNAS, 2019.

Devamını oku