Kelin merhemi olsa?

Kelin merhemi olsa?
Son Hoa Nguyen (Kel ile alaklı olmasın diye kel alak bir fotoğraf bırakıyorum:)

Kral Süleyman (Solomon), tarihin gördüğü en bilge adamdı.
Tanrı ona tek bir dilek hakkı verdi. Sağlık istemedi. Servet istemedi. Güç istemedi. "Doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek bir kalp ver bana" dedi.

O kalbi aldı. Efsane oldu.

Ama aynı Kral Süleyman'ın 700 karısı, 300 cariyesi vardı. Krallığı ölümünden bir nesil sonra çöktü. Başkalarının meselelerinde muhteşem kararlar alıyordu — kendi hayatında mahvoluyordu.

Buna Solomon's Paradox diyorlar. Yani Süleyman'ın Paradoksu.

Tanıdık geliyor mu?

Arkadaşın sana ilişkisini anlatıyor. Durumu kristal berraklığında görüyorsun. Ne yapması gerektiğini biliyorsun. Söylüyorsun. Haklısın.

Sonra kendi ilişkin aynı desene düşüyor. Aynı tablo. Ama artık hiçbir şey berrak değil. Sis var. Savunma var. "Ama benim durumum farklı" var.

2014'te Waterloo Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma bunu bilimsel olarak kanıtladı. Kendi problemini çözmeye çalışırken gösterdiğin bilgelik, başkasının problemine baktığındakinden belirgin şekilde daha düşük. Ego devreye giriyor. Duygusal yakınlık yargıyı köreltiyor.

Mesele zeka değil, mesafe!

Sorun şu: Ateşin içindesin

Yangını söndürmeye çalışan biri, aynı zamanda o yangının tam ortasındadır. Dışarıdan bakan ise hem yangını görür hem çıkış yolunu.

Peki ne yapacaksın?

Uzaklaşacaksın. Psikolojik olarak.

Bunu yapmanın en etkili yollarından biri, kendinle isminle konuşmak. "Ne yapmalıyım?" yerine "Özgür ne yapmalı?" diye sormak. Kulağa garip geliyor, biliyorum. Ama araştırmalar, bu küçük dil değişikliğinin beynin karar verme mekanizmasını gerçekten farklı bir moda soktuğunu gösteriyor.

Bir diğer yol: Kendinle bir koçluk seansı yapmak.

Gerçek anlamda. Sanki sen hem danışan hem koçsun. "Bu korkunun altında gerçekte ne var?" diye sor. "Bunu 10 yıl sonra nasıl değerlendireceğim?" diye sor. "Bu hikayeyi doğru mu yoksa sadece alışkanlıktan mı tekrarlıyorum?" diye sor.

En iyi koçun sen olduğunu fark edeceksin.

Ama asıl mesele şu: Arkadaşına verdiğin tavsiye, senden çıkıyor.

O bilgelik sende zaten var. Sadece kendi sorununa baktığında duygusal parazit o sinyali bozuyor.

Çözüm karmaşık değil. Bir sonraki krizde şunu sor kendine:

"Bu durumu yaşayan biri bana gelseydi, ona ne söylerdim?"

Sonra o cevabı kendine uygula.

Süleyman'ın paradoksunu kırmak için dahi olmana gerek yok.

Sadece ateşten bir adım geri çekil.

Ve kendi sesini duyabilecek kadar sessiz ol.

Özgür Doğan, sevgiler, sepetler

Devamını oku